Hacir Nedir? Hacir Ne demek? – Bilgi Anahtari

Hacir nedir?

Bir kimsenin kendi malını kullanmasına veya bir şey yapmasına kanun icabı mani olunması veya kanunda gösterilen şartlardan herhangi birinin varlığı halinde, fiil ehliyetinin tamamen veya kısmen kaldırılması.

İhtiyari hacir: Sakatlık, tecrübesizlik veya ihtiyarlık sebebiyle, işlerini layıkı vechile (gereği gibi) görmekte acze düştüğünü ispat eden her reşit kimsenin kendi rızasıyla hacir altına alınması. Reşit kimsenin veraset altına konulması, mahkeme kararıyla hacir edilmesiyle mümkündür. Bunun neticesinde hacredilen kimsenin fiil ehliyeti tamamen veya kısmen ortadan kalkar. Hacir muamelesinin müsbet ve menfi olmak üzere iki tarafı vardır. Müsbet tarafı, vasi tayinidir. Menfi tarafı, fiil ehliyetinin kısmen dahi olsa kaldırılmasıdır.

Hacir sebepleri: Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı; israf, ayyaşlık, su-i hal ve su-i idare; hapis şeklinde medeni kanunda gösterilmiştir.

1. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı: a) Akıl hastalığı, bir kimsenin ruhi, iradi veya akli dengesinin bozulması. b) Akıl zayıflığı, akli ve zihni (zeka) fonksiyonlarının hiç olmaması veya yeteri kadar gelişmemesi veya gerilemeye yüz tutması (Med. Ka. mad. 355). Bir kimsenin bu sebeplerden herhangi biri ile hacir altına alınabilmesi için onun bu hallerden birine tutulmuş olması kafi değildir. Ayrıca yakalandığı hastalık sebebiyle acze düşmesi, daimi bakıma ve gözetlenmeye muhtaç kalması veya başkalarının emniyetini tehlikeye düşürmesi icab eder. Bu vasıflarda bir halin varlığını tespit veya öğrenen adli veya idari makamlar ve memurlar sulh mahkemesine anında ihbarla mükelleftirler (Med. Ka. mad. 355/2). Velayet, vesayet ve miras nizamnamesi de bu mükellefiyeti, belediye başkanlarına, ihtiyar heyetlerine ve sıhhi müesseselerin idarelerine yüklemektedir.

2. İsraf, ayyaşlık, su-i hal ve su-i idare: a) İsraf, mali iktidarı aşan, faydasız ve maksatsız harcamada bulunma. b) Ayyaşlık, içki müptelalığı (aşırı düşkünlük). c) Su-i hal, kötü hal; cemiyet nizam ve

intizamını daimi surette bozacak vasıfta çirkin, ahlaka muhalif, haysiyetsiz bir şekilde yaşama. d) Su-i idare; kötü idare, mal varlığının idaresinde, söz konusu edilebilen kabiliyetsizlik ve acizlik şeklinde ortaya çıkan irade zaafıdır. Bu hallerde hacir sebebi olması için sözkonusu kişinin kendini veya ailesini zarurete düşürmesi, daimi bakıma ve gözetlenmeye ihtiyaç göstermesi veya başkalarının emniyetini tehlikeye düşürmesi şartlarından herhangi birinin varlığı aranır.

3. Hapis: Bir sene veya daha fazla hapis cezasına mahkum olan kimselere vasi tayin edilir. Ceza Kanunu’na göre de beş seneden ziyade ağır hapis cezasına mahkum olan kimse, ceza müddetince hacrolunur ve kendisine vasi tayin edilir. Söz konusu hacir, hapis cezasının beş seneden ziyade ve ağır hapis cezası olması halinde işler ve hacir altına alınma kendiliğinden doğar. Bu durumda vesayet makamının vazifesi vasi tayin etmekten ibarettir. Hapis cezasının bir seneden ziyade fakat beş seneden az olması halinde veya beş sene ve daha ziyade olmasına rağmen ağır olmaması halinde, medeni kanunun ilgili hükümleri işler ve sulh mahkemelerince hacir kararı verilmesi lüzum eder. İsraf, ayyaşlık, su-i hal ve su-i idarenin tahkikinde (araştırılmasında) mahkeme, bizzat hacredilecek kimseyi dinlemek mecburiyetindedir. Akıl hastalığı ve akıl zayıflığının tahkikinde (araştırılmasında) ise bilirkişi raporuna başvurulur.

İhtiyari hacir, hacredilecek kimsenin kendi isteği ile olabilir. Burada hacir altına alınma şahsın iradesine bırakılmıştır. İhtiyari hacir hallerinde mahkeme re’sen (kendi başına) hareket etmez. Taleb üzerine karar verir. Ancak hacredilecek kimse, bunun için kanunda gösterilen sebeplerden herhangi birini ileri sürmek mecburiyetindedir. Kanunda gösterilen sebepler; maluliyet, ihtiyarlık, tecrübesizlik ve bunlardan herhangi birinden doğan acze düşme halidir.

İslam hukukunda hacir; kişiyi bazı sözleşmelerden men etmektir.

Mümeyyiz, yani akıllı çocuğun bunamış olan ihtiyarın ve sefihin yani malını israf eden, dinin ve aklın uygun görmediği, lüzumsuz yerlere harcayanın yapacağı bazı sözleşme ve işler geçersizdir. Bunlar bu işlerden, sözleşmelerden bu halleri geçinceye kadar men edilirler.

Mümeyyiz olmayan çocuğun ise bütün sözleşmeleri geçersizdir. Mümeyyiz olan çocuğun zararlı ve faydalı sözleşmelerinin sahih, geçerli olabilmesi için velisinin izin vermesi lazımdır. Bunamış ihtiyar da mümeyyiz çocuk gibidir. Bunlar bir malı veya canı telef ederlerse velisi öder. Sefih olan akıl baliğ kimse de çocuk gibi hakim tarafından hicredilir yani, bazı sözleşme ve işlerden men edilir. Hacir üç grupta mütalaa edilmektedir:

a) Hacr-i kari: Mesela mümeyyiz olmayan çocuğun yapacağı bütün sözleşmelerinin geçersiz olması gibi.

b) Hacr-i mütevassıt: Yapılan sözleşmelerin bazılarının geçerli olması hali. Mümeyyiz akıllı olan çocuğun, velisinin izni ile yapacağı sözleşme ve işler gibi. Mümeyyiz akıllı çocuğun, zararlı da faydalı da olabilen sözleşmelerinin sahih olabilmesi için velisinin izin vermesi lazımdır.

c) Hacr-i zaif: Kişinin geçici olarak bazı sözleşmelerden men edilmesidir. Borçlunun, alacaklının isteği üzerine bazı sözleşmelerden men edilmesi gibi.

Sözlükte “hacir” ne demek?

1. Kısıt, kısıtlılık.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir