Deniz anası Nedir? Deniz anası Ne demek? – Bilgi Anahtari

Deniz anası nedir?

Peltemsi vücutlu bir deniz hayvanıdır. Açılmış bir şemsiyeye benzer. Boyları çok değişiktir. Vücudunun kenarlarından dokunaçları sarkar. Denizanaları suların akıntısıyla yer değiştirdikleri* gibi, içlerine aldıkları suyu püskürtmek suretiyle de yer değiştirirebilirler. Dokunaçlarının üzerindeki dalayıcı hücreler, insanın vücuduna değerse kızarıklığa sebep olur. Denizanaları yumurta ile çoğalır. Medüz de denir. Vücudunun % 90’dan fazlası su olup, açılmış bir şemsiyeyi andırır.

Yumuşak peltemsi ve saydamdırlar. Beyaz ve mavimtrak renktedirler. Bütün dünya denizlerinde rastlanır. Şemsiye gibi açılıp kapanmak suretiyle hareket ederler. Basit bir ağız ve sindirim boruları vardır. Aşağı sarkan yakıcı kollarıyla balık yumurtası ve küçük deniz organizmalarını (plankton) avlayarak beslenir. Sayısız dokunaç (tentakül), koku alma hücreleri ve denge sağlayıcı organları vardır. Yukarıdan bakıldığında yazın mavi renge boyanan göze benzer, dört tane üreme organı görülebilir. Yumurtlayarak ürer. Çift cinsiyetli (hermofrodit) olanları da vardır. Medüzlerin üremesinde metagenez adı verilen döl değişimi görülür.

Medüzlerin döllenmiş yumurtalarından, yüzeyi sil denilen kirpiksi tüylerle kaplı planula larvası meydana gelir. Bu silli larva bir süre serbest yüzdükten sonra kendisini bir yere tutturur. Bundan da polip, poliplerin eşeysiz çoğalması (tomurcuklanma veya bölünme) ile de serbest medüzler meydana gelir. Vücutlarının çapları 2-40 cm arasında değişir. Fakat 210-240 cm çapına varan Cyanea cinsleri de vardır. Kuzey Kutbunda bulunan “Cyanea aretica”, 60 metre uzunluğundaki sarkan kollarıyla en büyük deniz anasıdır. “Cyanea capilata” türü 30-60 cm çapında olmasına rağmen, uzantıları 9 metreye varır. Yüzücüler için büyük bir tehlikedir.

Deniz analarının dokunaçlarında yakıcı hücreler olup dokunulduğunda kaşıntıya sebep olur. Ekvator bölgesinde bir kaç deniz anası türü öldürücü özelliğe sahiptir. Denizde yaşayan bu canlılar, saydam yapıdadır. Canlı türleri arasında omurgasız canlılar arasında gösterilen denizanalarında kalp, beyin, gerçek göz, pul ve de kemik bulunmamaktadır. Bu tür organların bulunmayışı, bu canlıları daha da ilginç kılmaktadır. Denizanalarının yapısı incelendiği takdirde ise, bu canlıların %95’i sudan, %4’ü tuzdan ve %1i ise proteinden oluşmaktadır. Denizanalarının toplumda bilinen en büyük özelliği, tene dokunduğunda yakmalarıdır.

deniz anası

Hatta bu deniz canlıları bu özellikleriyle tanınmaktadır. Denizanalarının en çok bu şekilde tanınmasına neden olan olay ise, canlıların savunma mekanizması ile alakalı bir olaydır.Denizanası, kendisine bir şey dokunduğunda bunu kendisine karşı bir tehdit olarak algılar ve “Nematosist” adı verilen hücreleri kullanır. Denizanaları bu hücrelere tene bırakır ve ardından bu hücreler patlamaya başlar. Yakıcı özellikte olan bu hücreler patlamaya başladıklarında, teni yakmaya başlar. Deride yanmayla birlikte o bölgede bir kızarıklık meydana gelir. Bazı durumlarda, kaşınma da yanmayla birlikte kendini gösterebilmektedir.

Denizanalarının çoğu zehirlidir. Hatta bazı türleri, dünyanın en zehirli ve tehlikeli hayvanları arasında gösterilmektedir. Denizanaları beslenirlerken ve kendilerini korurlarken Nematosist adı verilen yakıcı hücrelerini kullanmaktadırlar. Bu hücreler sayesinde yemek istediği canlıyı etkisiz hale getiren bu deniz canlıları, ardından etkisiz hale gelen canlıları yerler. Denizanaları etobur canlılardır. Bu canlılar beslenmek için yön kabiliyetlerini çok fazla kullanmazlar. Deniz üzerinde yüzerlerken önlerine çıkan canlıları yerler. Denizanalarının besinleri arasında, küçük yapıdaki deniz canlıları, larvalar ve de yumurtalar yer alır.

Denizanalarının oldukça farklı türleri bulunmaktadır. Bu türlerden çoğu, savunma ve beslenme için yakıcı hücrelerini kullanırken bazı türler ise; farklı yollara başvurmaktadır. Bazı denizanaları gövdelerinden ışık yaymaktadırlar. Bu canlılar kendilerine düşman olarak canlı görürlerse ise, gövdeden yayılan ışığı keserler ama dokunaçlar gövdeden ayrılarak ışık vermeye devam eder. Böylece denizanaları, düşmanın ilgisini kendisinden kopan dokunaca yönlendirir ve fırsattan istifade ederek o bölgeden uzaklaşmaya başlar. Beyne sahip olmayan bu canlıların, bu tür hareketleri nasıl yaptığı ise tartışma konusudur.

Gövdeden ayrılan dokunaçların yeniden oluşması ise, denizanaları için oldukça kolaydır. Çünkü bu canlıların rejenerasyon yetenekleri oldukça gelişmiştir.Denizanaları, özellikle kıyı bölgelerinde yaşayan insanlar için korkulu rüya olarak değerlendirilirken, Uzakdoğu ülkeleri için durum biraz farklıdır. Japonya, Kore ve Çin gibi ülkelerde yaşayan insanlar, denizanalarını yiyecek olarak tüketmektedirler. Öyle ki, bu ülkelerde bu deniz canlıların börekleri ve salataları yapılmaktadır. Aynı zamanda, denizanaları bu ülkelerde akvaryumlarda beslenip bakılmaktadır.

Bir deniz anası'nın yaşam döngüsü

Larva ileri de deniz anasına (medüze) dönüşecek bu küçücük canlıların yaşamı dişinin vücudunun dışında başlar. Döllenmiş denizanası yumurtaları çatladıklarında ortaya larvalar çıkar. Bu larvalar üzerlerinde bulunan saç biçimindeki siller yardımıyla yüzmeye başlar ve sudaki mikroskobik canlılarla beslenirler. Daha sonra bu larvalar polip aşamasına geçerler.Polip aşamasındaki medüzlerin görünümleri hayvandan çok bitkiye benzer. Bazı medüzler yaşamlarını polip aşamasında geçirirler. Üremelerini ise eşeysiz olarak gerçekleştirirler.

Bazıları kendi kendini kopyalayarak ,bazıları tomurcuk olarak çoğalır. Tomurcuklanan bu yapılar genç denizanalarını oluştururlar.Genç denizanaları suyun hareketiylr etrafa dağılırlar. Kendi kendilerine beslenirler,düşmanlarına yem olmazlarsa büyüyerek yetişkin bir denizanası olurlar.Medüz yetişkin denizanalarına denir. Erkek denizanası spremlerini suya bırakır,bu hücreler sudan dişinin vücudundaki oyuğa girer. Dişi, burada döllenen yumurtalarını daha sonra suya bırakır.

Deniz anası'nın bölümleri

Gövde disk şeklindedir. Disk kısmı bu canlıların hareketini sağlamakla görevlidir. Bunun altındaki ‘ağız kısmı’ ise tentakül denen çok sayıdaki dokunaçları içerir. Bu dokunaçlar avlama görevini üstlenmiştir. Gövdenin dış kısmında epidermis ve iç kısımda gastrodermis bulunur. Gastrodermis deniz analarındaki sindirim boşluğunu çevreler. Epidermis ve gastrodermis arasında jelatinimsi bir görünüş hakimdir. Bu yüzden İngilizler de deniz analarını ‘Jellyfish’ olarak adlandırırlar. Deniz analarının vücutlarının %95' ini su, %4 'ü tuz, %1 ' i de protein'lerden oluşur. Deniz analarının kalpleri, beyinleri, kemikleri, pulları ve gerçek gözleri yok. Sinir sistemleri sinir agi biçiminde şekillenmiştir.

Epitel oku birbirine bağlanmış ve az miktardaki hücrelerarası madeden oluşuyor. Değişik görevleri görmek için duyu, bez, örtü epitel'leri özelleşmişlerdir. Denizanaları planktonların en büyüklerinden biri olarak kabul edilir. Bu arada planktonun tanımını şöyle yapabiliriz;hareket için özelleşmiş yapıları (organları) olsa bile kullanmayan,su hareketlerinin etkisiyle pasif olarak hareket eden bitkisel ya da hayvansal canlı topluluklarıdır. Denizanalarının korunma ve yiyeceklerini yakalamaya yarayan yakıcı kapsüllerin içindeki zehirli hücrelere NEMATOSİST'ler denir. Yakıcı hücreler tentakül dediğimiz dokunaçlarda değil canlının dışında yer alan üst derinin iç kısımlarında yer alır. Gerektiğinde nematosistlerin fışkırması için dış deriye doğru hareket gerçekleşir. Nematosistlerin fışkırmasıyla insanda görülen etkileri yanma ve kaşınma 'dır.

Ölümsüz deniz anası

Deniz canlıları araştırma uzmanları tropikal sularda yaşayan bir denizanası türünün kendi kendini yenileyebildiği ve bu özelliğiyle ölümsüz olduğunu ortaya çıkardı.Denizanası türlerinden Turritoptis Nutricula'ya hücrelerini kendi kendine yenileyebiliyor. Bu gençleşme işlemi sırasında cinsel ilişkiye girmek de canlının hücrelerinin yenilenmesine yardımcı oluyor. Karayip açıklarında bulunarak incelenen ancak dünyadaki tüm tropikal sularda bulunduğu söylenen denizanası türü üzerinde incelemelere başlayan uzmanlar ölümsüzlüğün sırrını araştırıyor.

Panama'da bulunan Smitsonian Tropikal Araştırmalar Enstitüsü'nden Dr. Maria Miglietta, “Bu olayın bir başka yönü ise ölmeyen bu canlıların sürekli olarak çoğalmasıyla nasıl bir problemlekarşılaşılacağı” diyor. Eşsiz olarak da üreyebilen deniz anaları gövde kısımlarında bulunan bezlerdeki üreme hücrelerini suya döker ve yumurta suda dölleniyor. Döllenme sonucunda yumurta, önce larva sonra polip evrelerinden geçer. Yumurtadan çıkan larvalar polip olarak gelişim geçirdikten sonra bir denizanası haline gelebiliyor. Bazen de polip olarak yaşamını sürdürüyor.

Etobur deniz anaları

Denizanaları etoburdur. Küçük deniz hayvanları ,yumurtalar ve larvalarla beslenirler. Bunun için avlanmaları gerekmez. Suda sürüklenerek ilerlerken yiyebilecekleri bir canlıya rastlar ve onu, fışkırttıkları zehirle etkisiz hale getirip, ağızdan içeri alıp yerler.

Mutant deniz anası

Bu hale gelmiş deniz anası aslında evrimleşmenin bir parçası olduğu düşünülmektedir. Bu büyük deniz canavarlarının Bikini Atoll'de kapalı radyoaktif sularında büyüdüğü tahmin edilmektedir. Dev denizanası bir avcıdır, avını bulur, arkadaş olur, sonra hilelerle takip eder ve boğup öldürür.

Sözlükte “denizanası” ne demek?

1. Selenterelerden, yassı bir diske benzeyen, saydam, serbestçe yüzebilen deniz hayvanı, medüz.

Denizanası kelimesinin ingilizcesi

n. jellyfish, medusa, marine animal in the shape of a jellyfish that has long thin stinging appendages

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.